8 Ağustos 2015 Cumartesi

Mine Urgan- Bir Dinozorun Anıları

Mina Urgan. Cumhuriyet'in tanığı, İngiliz edebiyatının güzide eserlerini Türkçe'mize kazandıran, sosyalist partilerin vazgeçilmez üyesi, iki çocuk anası. 
Laurence Sterne'ün Tristiam Shandy'sine benzer şekilde önce yaşlılık ve ölüm üzerine düşünceleriyle başladığı akıcı  bir dil ile yazdığı Bir Dinozorun Anıları'na çocukluk ve gençlik anılarıyla devam edip siyasi görüşlerini açıklayarak bitiriyor. Anılarında kimler yok ki; Falih Rıfkı Atay ki üvey babasıdır, Atatürk, Abidin Dino, Behice Boran, Aziz Nesin, Necip Fazıl, Nazım Hikmet, Yahya Kemal, Ahmet Haşim, Ahmet Hamdi, Sait Faik, Sabahattin Eyyüpoğlu, Halide Edip, Orhan Veli, Neyzen Tevfik, Oğuz Atay. Ayrıca 27 Mayıs 1960 darbesi, TİP ve ÖDP.. Çok satan kitaplar arasında kendine yer bulan eser, çok önemli bir belge niteliğindedir.
"Bana kalırsa, bir insanın yaşamında en güzel yıllar gençlik değil, otuz beş ile kırk beş arasıdır. Gençliğin sıkıntılarından kurtulmuş, yaşlılığın sorunlarıyla henüz karşılaşmamışsınızdır. Ne çare ki, o güzel yıllar da geçer, her şeyin gelip geçtiği gibi."

Yazar, anılarını paylaşırken aralara fikirlerini serpiştiştirir. Dobra konuşmaktan hiç çekinmez. Ayıplanmak gibi bir kaygının zerresini taşımamaktadır. Ki bu yüzden kendini sık sık "dinozor" olarak nitelemektedir.

Konu konuyu açar ve yeri geldiğinde farklı konularda da fikirlerini beyan etmektedir. Bu bazen bir durum hakkında, bazen ise geçmişteki bir olay veya dönem hakkında olabilir.
"Sigarayı bir türlü bırakamamanın bana verdiği aşağılık duygusundan ancak yaşlanınca kurtuldum. Çünkü Profesör Dr. Süleyman Velioğlu bana dedi ki: "Mina hanım, daha genç olsaydınız, sigarayı bırakmanız için size korkunç baskı yapardım. Ama artık yaşlanmaya başladınız. Ve bir insan, alışkanlıklarıyla birlikte yaşlanmalı." Ayağa kalktım, Süleyman beyi bağrıma bastım, öptüm. O ne doğru laf!"

Atatürk'ün cenazesi:

Kendisine anlatılanları ve kulağına gelenleri de bizimle paylaşır.
".. bana kendi [Necip Fazıl] anlattığına göre, babası öyle deliymiş ki gerdeğe girdiği gecenin sabahı, "hanım, oğlum nerede? Neden hala doğmadı?" diye hesap sorarak, annesinin gırtlağına sarılmış, boğmaya kalktığı kadıncağızı zor kurtarmışlar elinden."

Ve hakiki İstanbullu birinden sonrasında bizim de "nerde o eski İstanbul" diyeceğimiz eski İstanbul'u dinleriz.

Ve bir tanıktan Demokrat Parti ve 27 Mayıs 1960 darbesi:

Gayet hızlı okunan yazarın muhabbet havasında yazdığı kitabı okumanızı tavsiye ederim. Bunun yanında Shakespeare-severler için Mina Urgan'ın Shakespeare ve Hamlet incelemesini kesinlikle öneririm.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

teşekkürler, thanks, danke, gracias :)